14.4.07

Pencere önü yazıları III.


kimi pencerelerin perdeleri çekilidir hep,
duvarların ardındaki sessizlik böyle evleri hüzünlü ve yalnız bırakır.
oysa
pencere "önünde oturunca",
"pervazına kolları dayayıp sokağa sarkınca",
"kenarındaki fesleğen saksılarını sulayınca",
"perdeleri rüzgâra kapılıp uçuşunca",
"camlarından giren akşam güneşi odayı portakal rengiyle yıkayınca"
başlar kendi olmaya...
hk, 14.4.2007

9 yorum:

gözde dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum...Perdeleri sıkı sıkıkapalı önünde ya da arkasında hiçbir yaşam emaresi görülmeyen evler hüzünledirir beni..Kimler geldi,kimler geçti acaba diye düşünürüm..Bir de bazen sahipsiz,düimüş ya daatılmış fotoğraflar bulurum.Onlara da çok üzülürüm..

hk dedi ki...

Günaydın,
"bir fincan yasemin çayı"nda sergilediğim 'kimsesiz fotoğraflar' sizin sözünü ettiğiniz -sahipsiz, atılmış- aile fotoğraflarından. Sadece o fotoğraftakilerin artık hayatta olmamaları değil, onların anılarını saklayıp koruyacak birilerinin de yokluğu çok üzücü değil mi?

hk, 16.4.2007

gözde dedi ki...

Ama ne güzel ki bir şekilde siz o fotoğraflara ulaştınız,sitenizde yayınladınız ve ben de gördüm,paylaştık..artık yalnız değiller..

zuhal dedi ki...

ne guzel bir pencere tarifi, benim de tam da boyle bir pencerem olur mu bir gun? perdelerim olur mu ruzgara kapilip ucusan, aksam gunesi odami portakal rengine boyar mi, disarida bir mayis sonu ikindi yagmurunun damlalari yagmur sonrasi aksam gunesiyle parlar mi? bir gun? mutlu olur muyum?

hk dedi ki...

Sevgili Zuhal,
Akşam güneşi alan bir evde yaşayacağınıza inandırın kendinizi; kira da olsa bir cephesi batıya bakan (ağaçların, apartmanların arasından bile olsa güneşi gören) ve pencerelerinde perdeler uçuşan bir evde yaşayacağınıza inanın.. Ve unutmayın o pencerenin kenarına kollarınızı dayamadan çok daha önce de mutlu olabilirsiniz.

sevgilerimle, hk

hk dedi ki...

düşündüm, belki de "mutlu olabilmek için önce mutluluk beklentisinden arınmak" gerekiyor. bunu yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum, çünkü "mutsuz olduğum" için yazıyorum ve yazdıkça mutlu olmuyorum. mutlu olmak için değil, sadece mutsuz olduğum için yazıyorum. böyle hissederken, "hayal ettiğimiz gibi bir pencereye kavuşmanın bile" bizi mutlu edebileceğinden emin değilim. belki hafiflemiş bir mutsuzluğumuz olur, ama yine de olur gibime geliyor.

bunları mutsuzluk hakkında kendime karşı dürüst olmayı tercih ettiğim ve kendimi kandırmaktan bitkin düştüğüm için yazdım.

hk

gözde dedi ki...

Belki de bazen, mutlu olup olmadığımızı sorgulamak bozuyodur sihiri..Çok dinlememek gererkir kendini bazen..Başka türlü çok ağır gelir insan yaşamak,yüktür bir nevi..Varoluşun kendini düşünmeye yeltenmek bile nefessiz bırakabilir insanı..O yüzden bazen kaçmak iyidir.Düşünmemek..Ancak böyle geçecek bu ömür..Maalesef yaşamak ve bu süreyi doldurmak zorundayım..Ben çoğu zaman öyle yapıyorum..

leylak kokulu bahçe dedi ki...

Bunun gibi cokca yasamıs gibi görünen evlerin; kimbilir ne çok insanı misafir etmis oldugunu düsünürüm gördügümde.Buradaki ev kimbilir belki tinsel olarak ne kadar yorgun, tasıdıgı sırlarla kütlesi ne kadar agırlasmıs(bilgelesmis) ve envayi çesit darbelerle ne kadar kadar yıpranmıs olsa bile, halen balkoncuklarında tasıdıgı sardunyalarıyla mutlu gibi göründü bana.
Dünyevi yasamdan kopup gittikten sonra gercek "kıymeti" anlasılan, nesillerce insanların minnet duydugu sanatcıları düsünmek hep hüzünlendirir beni. Keske görebilselerdi bunca sevildiklerini diye.
Simdi siz hep söylüyorsunuz ya "mutsuz oldukca yazıyorum, ama bu beni mutlu da etmiyor" diye; ben böyle hissediyor olusunuzdan dolayı cok üzülüyor ve kendimi cok bencil, tek taraflı, hep "alıcı" pozisyonunda hissediyorum. Ben (ve emin olun ki pek çok kisi) sizin yazılarınızı okumaktan cok mutlu oluyor, ben kendimi daha da insan olmusum gibi algılıyorum ( en büyük meziyetimiz düsünmektir ya). Siz bundan da öte Tanrı vergisi cok büyük bir yetenege sahipsiniz; hem güzel düsünüyor, hem çok güzel yazıyorsunuz. Ne olur en azından bunu bilmek sizi mutlu etse; çünkü bunu coktan haketmissiniz...

hk dedi ki...

:o) "ben (ve emin olun ki pek çok kişi) sizin yazılarınızı okumaktan çok mutlu oluyor", cümlesini okuyup da mutlu olmamak mümkün mü!

Cumartesi, Pazar ve Pazartesi tatiliz, neredeyse bir haftadır parmaklarımı değdiremediğim fincan'ı taze demlenmiş yasemin çayı ile doldurabileceğim.

Sevgilerim ve en az benimkiler kadar güzel cümleleriniz için teşekkürlerimle.

hk

baharın işaretleri

Kimsesiz fotograflar albümü