Aklımdan, başımdan, içimden geçenleri; hatırladıklarımı, unutmak istemediklerimi, hasretini çektiklerimi, izlenimlerimi yazıyorum..
7.1.08
6.1.08
iğne iplik
odalar için..
Odalar arasında mükemmel bir sessizlik, küs gibiler birbirlerine.
Her biri kendi suskunluk, aydınlık ve gölgeleri içinde halinden memnun.
Pencereler açılana dek, sonra dışarıklı gürültüler içeri doluşup birikiyor;
odalar ortak bir dilde kendi boşlukları, duvarları, eşyaları ile söyleşmeye başlıyorlar.
Ev içinde değişmeyen yerleri mi onları böyle sakin ve dingin yapan;
yoksa nesnelerinin dilsiz taklidi yapan duruşları mı?
Rüzgârlanan perdeyle japon feneri ve bir de saatin sarkacı devingen...
hatta onlar da halkalarla kornişe, kordonla tavana ve minik bir vidayla saate bağlı,
sözde özgürlük..
Zaten hepsi üç oda.
Biri herşey için,
biri yatağın krallığı,
üçüncüsü konuklarını özlüyor.
Onları biribirine bağlayan bir de dar, kısa koridor;
o da bir oda aslında: Yürümek, bir an önce katedilmek ve diğerlerine /
diğer bir odadakine ulaşmak için; hepsine göre en çalışkan.
Odalar mı eşyalarına alışık,
yoksa onları odalara yakıştıran mı? ... her ikisi de belki.
Çünkü bir eksilme ya da değişiklik odayı başkalaştırıyor.
Saati sol koldan sağ kola geçirmek gibi;
odanın yaşantısı yenilenince, önce eski alışkanlığı yineleyip, şaşırarak, tedirgin...
derken kabullenerek tutuk yeni adımlar.
Her oda, kapısı kapanınca bir kutu aslında.
İçindeki nesneler kadar, orada yaşananları da saklayıp koruyan,
geçmişe ait ve belleğin tutabildiğince hayal, hayalet ve an ile tıkabasa dolu.
Kişisel anımsama işaretleri için bir kumbara.
hk, 1.6.2003
çiçeklerden hoşlanır...
"Çünkü hayat bir kuşun karnı kadar sıcak,
bir kuş kadar uçarı ve hafif."
A.Şen
I.
"Az önce buradaydı", dedim.
Bu cümle “artık burada olmadığından” daha fazlasını anlatıyordu aslında:
Sanki yokluğunun kısacık ve önemsenmeyecek bir zaman aralığına sığabilecek denli göz yumulabilir olduğunu söylüyordu;
ya da, "az önce burada olabilseydin onu da görebilirdin", demeye getiriyordu;
ya da, o’nu arayanın endişelenmemesi icin o gelene kadar yokluğunu geçiştiriyordu;
ya da
"az önce burada olan biri nereye gidebilir ki, buralardadır / yakındadır / az sonra gelir", diyebilmek için bir başlangıç cümlesiydi.
"az önce buradaydı", derken
o’nun kendisini az önce olduğu yerden doksan saniye uzaklıktaki nehrin ketum kütlesine bıraktığını bilmiyordum.
olmak
ile
ölmek,
böyle yakın birbirine: Altı üstü iki nokta mesafesi.
II.
…
and my love slowly answered I think so. But
I think I see someone else
there is a lady
she is sitting beside young death, is slender;
likes flowers.
…
Ve sevgilim yavaşça yanıtladı, öyle sanıyorum. Ama
sanıyorum başka birini görüyorum
bir hanım var,
oturur genç ölümün yanında, narindir:
çiçeklerden hoşlanır.
e.e.cummings (çev. oruç aruoba)
III.
-rehaiku LIII-
oldun, bir zamana,
öldüğün bir zamandan.
ryunluel
hk, 20.8.2002