8.4.07

Hüzünlü nesneler sergisi I. : Peace Rose

Bazı nesneleri gördüğümde "bu benim olmalı", diyorum. Sadece rengi, yumuşaklığı, duruluğu, zerafeti, eskiliği, güzelliği için "bu benim olmalı" dediğim kaç nesne vardır; ne kadarı benim olmuştur bilmiyorum. Ama son zamanlarda yeni nesneler yerine, "benden çok daha yaşlı" olanlarla ilgileniyorum. Sevilerek kullanıldıklarını, önceki sahiplerinin artık hayatta olmadığını, o nesnelerle ilgili anıların da o insanlarla birlikte yitip gittiğini biliyorum...

Peace Rose bu nesnelerden biri; İngiltere üretimi, Paragon marka porselen çay fincanı. Fincan ve tabağını süsleyen sarı-kavuniçi güller, "olmak istediğim yerler"in başında gelen Londra - Regent's Park'taki Queen Mary Bahçesi'nde açanlardan farksız.. Öyle ki, fincanı dudaklarınıza her götürüşünüzde dalından koparmaya kıyamayacağınız bir gülü "öper gibi" oluyorsunuz.

Hüzünlü nesneler sergisi açtım ve sadece "şimdilik" benim olduklarını hiç unutmuyorum.

hk, 8.III.2007


4 yorum:

leylak kokulu bahçe dedi ki...

Antika denilen nesneler, tarihi yerler, giderek daha artan bir bicimde bende de "merak" duygusu uyandırıyor. Onları kullananları, oralarda yasayanları hayal etmeye calısıyorum farklı renklerde. Bu bile sıkıntıya ufak da olsa bir care oluyor belki benim adıma.Tabii ardından seviyorum o nesneleri de, yerleri de.
Dün ki yorumlarınız da da sizi sonuna kadar haklı buluyorum( buna ihtiyacınız yok biliyorum, ben yalızca kafamdan gecen düsünceyi yazmak istiyorum.) Hislerinizi -dilediginiz ölçüde-paylasıyor olmanız; bizim de benzerlerini yasayıp ifade edemediklerimizin dile gelebilmesi adına bizlere yalnızca dostluk ve sıcaklık hissi vermeli, hepsine sahip olma yada duygularınızı irdeleme hakkımız olamaz diye düsünüyorum. Böyle güzel kalın hep.

hk dedi ki...

Eğer antika nesnelere merak duyuyorsanız ve kendinizi şımartabileceğiniz küçük bir bütçeye sahipseniz, siz de zevkinize uygun objeler bulabilirsiniz. "www.gittigidiyor.com" sitesine üye olup, "antikalar ve sanat eserleri" başlığı altındaki nesnelere göz atmanızı öneririm. Özellikle "erasmus05" lakaplı dükkan sahibinin ürünlerini incelemelisiniz. Sevgilerimle, hk

Adsız dedi ki...

"Sıkılma hakkımı kullanırken başkalarının yaşam tarzı, işi gücü ne acaba, ona göre sıkılmalı ya da sılılmamalıyım" diye düşünmek gelmemişti aklıma. Gelmeyecek de. Bloğununz severek takip ettiğim bir blog idi. Siz sıkıntıdan bahsedince, ben de aynı şeyi hissediyor olduğum için, sadece kendi dünyamdaki sıkılma şeklini, monotonluğu sizinle o an paylaşmak istemiştim. Bunun sizi bu kadar alevlendireceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Farklı yaşamlar, farklı dünyalar olmak benim sıkılma özgürlüğümü engellemez!!! Bunu başkasıyla paylaşmak istememi de...
Pınar

hk dedi ki...

Serap / Pınar Hanım,
Beni kendi sıkıntınızı dile getirirken kullandığınız üslûp "alevlendirdi", zira sizin "ev hanımı olmanızdan kaynaklanan monotonluk ile", benim "yaşantımda var olan ve olmayan haller" nedeniyle hissettiğim sıkıntıyı karşılaştırmaya kalkıştığınızı hissettim. "Nasıl, nasıl, nasıl", diye biten yorumunuz "benim sıkıntım sizinkini döver" tavrıyla yazılmıştı zira. Bu blogu -severek izlemek- eylemini di'li geçmiş zaman kullanarak anmış olmanıza üzüldüğümü söylemeliyim yine de.
İyi dileklerimle.. hk

baharın işaretleri

Kimsesiz fotograflar albümü