1.4.07

pencere önü bahçesi ve bir Markiz düşü..

hk, ankara / nisan 2006 - pencere önü bahçesi
bir nisan. şaka yapacak kimse yoktu, ben de yeni Mozart albümlerimi dinleyerek çalışmaya koyuldum. "bellek ve nostalji" temalı bilimsel bir makale hazırlıyorum; müzeleri, müze koleksiyonlarını, sergileme tasarımlarını, bilgilendirme etiketlerini, müze ziyaretçilerini, sergilenen objeleri ziyaretçiler için çekici kılan etkenleri düşünerek üreteceğim yazımı.

omuzlarım yorgun, gözlerim yorgun, yağmur yağıyor ki buna çok seviniyorum. şimdi İstanbul'da olsaydım, Markiz'de buluşur çay içerdik değil mi İffet'ciğim? konuşur konuşur gülüşür; hatta diyette bir delik açıp, çikolatalı ve böğürtlenli o muhteşem pastadan birer dilim bile yerdik. sonra da güzel kaligrafisi ile Rıfat dedemin elinden çıkan "Markiz" sözcüğüne tutunur, üzerindeki küçük tacı başımızın üstüne yerleştirip 1930'ların İstiklâl Caddesi'nde gezinir, dışarıdaki uğultulu kalabalığın karmaşasını farketmezdik...

pencere önü bahçemi hazırlamadım henüz. gri / yağmurlu ve sıkıntıdan ibaret bu şehrin Mozart'ın piyano konçertoları ile çekilir hale getirdiğim şu hanesinde, kendi kendime "bir" nisan şakası yapmakla yapmamak arasında kararsızım...

hk, 1.IV.2007


5 yorum:

leylak kokulu bahçe dedi ki...

Pazar, bilgisayarımın basınsa "yalnızca kandime ait" daha fazla zaman gecirebildigim yegane gün. Ve de sabah beri girip, cıkıp size bakınıyordum; neyse ki geldiniz.Gelmeseydiniz bu da bana bir Nisan sakası gibi gelecekti; çünkü ben geleceginizi düsünerek bekliyordum (hakkım varmıs gibi, bir de sitem ediyorum...)
Yine cok benzer tanıdık anılarla.
Yine cok güzel bir anlatımla ve en azından bize sunabildiginiz hos pencere bahcenizle...
Eminim ugrastıgınız calısma da cok özel ve güzel olacak.
sevgiler...

hk dedi ki...

"... sabah beri girip çıkıp size bakınıyordum; neyse ki geldiniz. gelmeseydiniz bu da bana bir nisan şakası gibi gelecekti; çünkü ben geleceğinizi düşünerek bekliyordum." :Yorumunuzu okuduktan sonra "yazmak için ne harika bir sebep!", diye düşündüm. Masamın başından biraz ağlamaklı biraz mütebessim (Çin mutfağının tatlı ekşi sosu gibi yani)kalkıyorum, teşekkür ederim, hem de sayfalar dolusu teşekkür ederim :o) hk, 1.nisan.2007

Adsız dedi ki...

Güzel yüreginizdekileri bu sunumlarla bizlerle paylastıgınız icin asıl ben kendi adıma cok cok tesekkür ederim. Cok zorlu bir yasam sınavından gecmekteyken,bana o kadar iyi gelen bir amac oldu ki sizi okumak; güleceksiniz ama bahsettiginiz "iffet"inizin yerinde olup da sizi dinleyebilmeyi bile düsledim bu gün.Lütfen hep mütebessim halinizle kalın. Yıne tesekkür ve sevgilerimle...

leylak kokulu bahçe dedi ki...

Tahmin etmissinizdir, yine benim düsüncelerimdi, ama ismimi yazamamısım,özürlerimle tekrar sevgiler... demet

hk dedi ki...

Sevgili Demet, "dar kapılardan geçmek zorunda kaldığımız" günlerin hiç de azımsanmayacak nicelikte olduğunu düşünmüşümdür hep. Yine de dile getirdiğiniz "çok zorlu yaşam sınavı" süresince yanınızda olmak, sizi biraz olsun sıkıntılı düşüncelerden uzaklaştırmak, gülümsetmek beni mutlu edecektir. Hem kendinizi "İffet'ciğim"in yerine koyup, hayaller kurmak yerine "Demet" olarak benimle söyleşmeniz daha hoş olmaz mı? Sevgilerimle, hk.

baharın işaretleri

Kimsesiz fotograflar albümü