11.6.07

unutmadan yazmak

H. Zekai Paşa'nın bu tablosunu gördüğümde aklıma hep anneannem İclâl Hanım'ın, annesi Huriye Hanım'la birlikte oturduğu Beylerbeyi'ndeki köşk gelir. Pencerelerinden Boğaz'ın izlendiği iki katlı ahşap köşkün hikayelerini anneciğimden dinlerdim. Şimdilerde Boğaziçi Köprüsü'nün Anadolu yakasındaki trafik kontrol istasyonunun olduğu yerde imiş; bahçesinde kimbilir ne güzel ağaçlar büyümüş, onların gölgesinde ne güzel sohbetler edilmiştir.
Aklımda anneciğimin İstanbul'una dair onlarca hikaye, yüzlerce isim var. Her birini unutmadan yazmam gerektiğinin farkındayım; zira O'nun sesiyle ve nefesiyle birlikte yitmesine göz yumamam anlattıklarının.
Yazacaklarım nice aslında, ama onları unutmak kadar hatırlamaktan da korkuyorum.
hk, 11.6.2007

5.6.07

Anneler Günü, 13.Mayıs.2007


... kimi yıllar "anneler günü"nde birbirimizden ayrı düştük; ama çiçekler, hediyeler, tebrik kartları, telefon görüşmeleri hiç eksik olmadı. Anneciğim O'na yazdığım kartlardaki cümlelerimi okurken hep ağlardı; birlikte isek el ele, diz dize otururduk, vapura biner "karşı tarafa gezmeye" giderdik; konuşur konuşur konuşurduk... Anlatacaklarımız hiç bitmez, paylaşacaklarımız hiç tükenmezdi...
Bu sene de hediyelerini haftalar öncesinden seçtim ve onları 13. Mayıs'a dek açmaması ricası ile önden yolladım, zira önce yurtdışına gidecek, dönüşte Anneler Günü'nü de birlikte geçirmek üzere İzmir'de duraklayacaktım..
Son yıllarda sıklaşan yurtdışı yolculuklarına çıkarken en büyük korkum, ben "burada" değilken bana ihtiyaç duyacakları bir durumla karşılaşmalarıydı. Hep ağlayarak gidiyordum, her gün telefonlaşıyorduk, Ankara'ya döner dönmez geldiğimi haber verip, hem kendim hem anneciğimi huzura kavuşturuyordum.

Anneciğim 8.Mayıs'da yanında olacağımı bildiği halde 7. Mayıs'da uçup gidiverdi; önceden gönderdiğim hediyelerini yatak odasında, söz verdiği gibi açılmamış buldum. Herşey O'nun bıraktığı gibiydi, herşeye en son o dokunmuştu, odası da kendi gibi lavanta çiçeği kokuyordu.

Her sene "Anneler Günü"nde benim O'na verdiğim çiçekleri yerleştirdiği vazonun altına üç fotoğraf çerçevesi koyardı; "anneannem İclâl Hanım", "babaannem Merzuka Hanım" ve "Tuvan'cığı" (ağabeyim). Bu sene "Anneler Günü"nde İstanbul'daydık; anneciğim, anneannem ve Tuvan'cığı ile birlikteydi yıllar sonra, beyaz karanfil demetinin doldurduğu vazonun altında anneannemin yanında ikimizin fotoğrafı vardı bu kez. O siyah beyaz resim hediyelerinden biriydi.

Kucağıma zor sığan bir papatya buketi ile gittim Nakkaş Tepe'ye o gün, buketi üçe böldüm: Anneannem, Tuvancık ve anneciğimin başuçlarına yerleştirdim; "yeniden birlikte oldukları için ne kadar mutludurlar", diye geçirdim aklımdan.

Gözlerimi topraktan kaldırınca erguvanları, erguvan dallarının arasından Boğaz'ı gördüm. Gördüklerime ve yaşadıklarıma inanamadım..

hk, 5.6.2007

12.5.07

iyi yolculuklar sumru, görüşmek üzere...


-sumru'ya-

bir ucunu diğer ucuna
zamandan azâde
bağlayadurduğumuzdur
yolculuk:

sabırsız, tatlı yorgun
ve
hep yeni rastlaşmalara gebe.

ry / şiirhâne

...



Anneciğimi 9.Mayıs günü cennete, ağabeyimin yanına uğurladım.

Çok şaşkın, çok bitkinim.

Ne zaman döneceğimi bilemiyorum.



hk

28.4.07

İLÂN TAHTASI

İLÂN
YOLCULUK SEVENLER,
YOLCU OLMAYI ÖZLEYENLER,
AMA YOLCULUĞA ÇIKMAYA
ZAMAN, OLANAK BULAMAYAN
ya da
HÂLİ KALMAYANLAR...
GİŞESİ ÖNÜNDEKİ KUYRUĞA GİREREK
YERLERİNİZİ ŞİMDİDEN AYIRTINIZ.
KOMPARTMAN
KAMARA
ve
KOLTUKLARIMIZ
DÜŞ GÜCÜNÜZLE SINIRLIDIR!
hk, 28.4.2007

baharın işaretleri

Kimsesiz fotograflar albümü