afiyet şeker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
afiyet şeker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.12.08

kelebekli şapka


Ankara'da hava kararmaya başladı bile; evdeyim yine, sessiz sedasız oturuyoruz "Zorro" ile birlikte (Zorro anneciğimle babacığımdan bana yadigâr kalan muhabbet kuşum)... Ne o ötüyor, ne benim sesim çıkıyor, "üç tenor'dan noel şarkıları" dinliyoruz durmadan. Sadece alkış sesleri geldiğinde keskin bir "ciiik" yükseliyor onun köşesinden, o kadar..

Yeniyıl kartlarımı hazırlamaya heveslenmiştim aslında, içimdeki H'lerden biri de "kek" yap, kahve hazırla, kendi başına keyif yap" diye tutturdu. Sözlerini dinlemek isterdim, ama dünki bayram temizliğinden sonra mutfağım o kadar derli toplu / pırıl pırıl göründü ki gözüme, bu hevesi geçiştirdim hemen; sadece sevgili meleklerimle İzmir'de geçirdiğim son yılbaşında evi süslemek için kullandığım kalp şeklindeki ışıklı süslemeleri buldum ve onlardan birini mutfak dolaplarına astım. Artık çok süslü, çok ışıklı, yeniyıl kurabiyelerine hazır bir mutfağım var!

Kendime fotoğraftaki şapkayı arıyorum..

Mutfakta yanıp sönen kırmızı kalpler beni neşelendirmeye yetmediği ve günlerdir yaklaşan yeniyılı nasıl karşılayacağımı düşündükçe içim sızım sızım sızladığı için bu şapkayı arıyorum... Hani şapkanın kelebekleri aklımdaki tüm kederli düşünceleri, hatta eski yılbaşı anılarımı, hatta o anıların içine hapsolmuş ruhumu uçuruverir de, ben de biraz olsun huzur bulurum diye bu şapkayı arıyorum.

Ben yine de mutfağım bu kadar süslü iken, bir kurabiye tarifi vereyim:

Kelebekli Kurabiye

2 yumurta
2 çay bardağı şeker
1 çay bardağı yoğurt
1/2 su bardağı eritilmiş margarin
1 paket kabartma tozu
1 su bardağı kuru üzüm
4 su bardağı un
3 tepeleme çay kaşığı tarçın
2 tepeleme çay kaşığı zencefil

Yumurta, yağ, yoğurt, şeker ve tarçın-zencefili birlikte çırptıktan sonra, içine un, kabartma tozu ve üzümleri katıp yoğurun. Sonra küçük toplar hazırlayın bu hamurdan, üzerilerine yumurta sarısı sürün ve biraz da şeker ekip 200 C decerede ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin.

Diyeceksiniz ki "kelebeği nerede bu kurabiyenin?"
Efendim "kelebekli şapka"yı bulamayıp da, kurabiye ile avutmaya kalkınca gönlünü,
adını öyle koydu H...

Deliliğine veriniz, bu seferlik hoşgörünüz :,o)

hk, 7.12.2008


deli notu: Dayanamadım kendim de yaptım bu kurabiyelerden, fırından muhteşem kokular yükseliyor şimdi; özgün tarifte üzüm / zencefil ve tarçın yoktu, onları ben ekledim, sonuç muhteşem oldu. Bir de "beyaz un" yerine "tam buğday unu" veya "kepekli un", ya da bu ikisinin karışımını kullanmayı deneyin; ben kepekli unla yuvarladım toplarımı. Üzerleri yanık değil, karamelize olmuş şeker! Kurabiyelerin dışı hafif kıtır, içi ise pişkin ve yumuşak...
Bu kadar faaliyetten sonra, şimdi önce kendime kahve pişirmeye / ardından da "meleklerimin bana verdikleri doğumgünü hediyem sayesinde) Roberto Benigni'nin Pinocchio'sunu izlemeye gidiyorum.

30.12.07

kurabiyeli Pazar

Yılbaşı Kurabiyeleri:
Portakal ve üzümlü kaşık kurabiye
1.5 su bardağı un
2/3 su bardağı şeker
1 yumurta
1 portakal kabuğu rendesi
1 portakalın suyu
75 gr. eritilmiş yağ
2 avuç dolusu sultani kuru üzüm
Bütün malzemeler karıştırıldıktan sonra, fırın kağıdının üstüne bir tatlı kaşığı ile lokmalar halinde konulur ve orta sıcaklıktaki fırında pişirilirler.
Zencefilli kurabiye
2 su bardağı un
1 su bardağı şeker
125 gr eritilmiş yağ
1 yumurta
1 paket kabartma tozu
2 çay kaşığı tarçın
2 çay kaşığı zencefil
pudra şekeri
Malzemeler iyice karıştırılıp hamur haline getirilir ve streç filme sarıldıktan sonra 3-4 saat buzdolabında bekletilir. Üç parçaya bölünen hamur daha sonra merdane yardımı ile 0.5 cm kalınlığında açılır ve kalıplarla kesilir ( benim kalıplarım yıldız, kalp, oyuncak ayı, kelebek şeklinde). Pişirme kağıdı üzerine yerleştirilen kurabiyeler orta sıcaklıktaki fırında pembeleşene dek pişirilir ve fırından çıkarılınca üzerlerine pudra şekeri (çay süzgeci yardımıyla) serpilerek servis edilir.
Bu kurabiyelere eşlik edecek kahve için önerim Tchibo Mağazası'nda satılan "Wiener Melange"; çekirdek olarak alıp, evinizde taze taze hazırlarsanız tadı ve rahiyası baş döndürücü oluyor.
Evin tüm odaları kahve, zencefil ve portakal kabuğu kokuyor üstelik. Ben 2007'nin bu son Pazar gününü kurabiye yapımına ayırdım, NTV Radyo'da Sevin Okyay'ın sunduğu caz programını dinledim kurabiyelerimi kalıptan tepsiye taşırken, kısa bir süre için herşeyin eskisi gibi olduğunu sandım.
Ama kısacık bir süre için.
hk, 30.12.2007

29.3.07

sıkıntıya çare çorba tarifidir

Kırmızı Mercimek Çorbası:
1 bardak kırmızı mercimek + 2 adet rendelenmiş havuç + 1 rendelenmiş büyük soğan + 1 et suyu tableti veya 1 bardak et suyu + 5 bardak su (et suyu tableti kullanırsanız 6 bardak su) + 50 gr bitkisel margarin veya bir kahve fincanı sıvı yağ + tuz + kırmızı pul biber.
Mercimekleri ayıklayıp yıkadıktan sonra, diğer malzemelerle birlikte tercihen düdüklü tencerede pişiriniz, limon suyu ve nane ile servis ediniz. Sofranız tek kişilik değilse, çorbanızı resimdeki gibi bir "çorbalık" içinde sofraya getirmenizi öneririm, çorbanın lezzetini tamamlayan bir zerafet ile servis edilmesi de sıkıntıyı dağıtmaya iyi gelebilir.
Sıkıntıyı geçirmese de, "midevî" ve besleyici olduğu için hiç değilse sağlıklı bir öğün oluşturur!
hk, 29.III.2007

23.3.07

portakallı - fındıklı kek

Uzun zaman olmuş çay-kahve sofraları için bir kek tarifi vermeyeli; bu sabah "domestik" bir ruh hali ile uyanıp, bir lokmasını bile yemeyeceğim ( İffet'ciğim cidden yemiyorum) ve bir güzel paketleyip, annemle babama göndereceğim bir "portakallı-fındıklı kek" pişirdim.
Tarifini hemen vereyim:
2 yumurta
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı süt
1 bardak toz şeker
1 paket kabartma tozu
50 gr. çekilmiş fındık
2 bardak un
bir büyük portakal ( doğrayıcıdan geçirilerek püre haline getirilmiş)

yumurta+sıvı yağ+süt+şeker+kabartma tozu+un+portakal püresi+fındık karıştırcı ile iyice çırpılır ve yağlanmış kalıba dökülerek, 30-35 dakika pişirilir.

Ortaya resimdeki gibi şahane bir kek çıkar (portakal ve fındık kokusu aklınızı başınızdan alır) ve iyice soğuduktan sonra kalıptan çıkarılır.

Afiyet şeker olsun efendim :o)

hk, 23.III.2007

26.2.07

evcini'nden empanada

"
Uzun zamandır (8.Şubat'tan bu yana) sesi soluğu çıkmayan sevgili EVCİNİ sümbülleri ve enginarları ile geri dönmüş. Yokluğunda EVCİNİ'nin sayfalarından heveslenip İspanya, Portekiz, Arjantin ve Latin Amerika ülkelerinin mutfaklarında hazırlanan " empanada" tarifini uyguladım geçen hafta. Fırından çıkan böreklerin görüntüsü ve kokusu o kadar şahaneydi ki, incecik ve çıtır hamurlu empanadalardan birini yemeden edemedim (oysa karbonhidrat yasaklıyım) , ama yine de bu şahane börekler planladığım üzere, annemle babamın sofrasını şenlendirmeye gittiler.
Kolaycave değişik içlerle hazırlanabilecek bu börek için ( peynirli ıspanaklı çeşitlemesi aklımda) benim "tıklamayı sevdiklerim" listemin başındaki http://www.evcini.com adresine konuk olmanız yeterli...
Geçen hafta boyunca yazmak istediğim pek çok düşünce gelip geçti aklımdan, onları sıraya koydum (yazıları tamamlayacak resimleri hazırlamalıyım önce), zira kimileri güncelliklerini yitirseler de kayıtlara geçmeyi hakedecek kadar değerli izlenimlerdi.
Yağmursuz, karsız, kupkuru Ankara'nın gökyüzünde görünmeyen bulutların beni mutsuz ettiğinden eminim artık.
hk, 26.şubat.2007

28.1.07

örgü asistanı ve mahlepli üzümlü kek :o)


Örgü asistanı Kentoş Bey iş başında! :o)))


Bu sabah kar yağmaya başladı Ankara'da, ben de fırsattan istifade pencerenin önünde yün örmeye koyuldum. Evin içinde benimle birlikte dolaşan Kentoş da (oyuncak ayım) yanımda oturuyor; bir ara dikkatimi çekti, her zaman birbirine dolanan yünler hiç karışmadan geliyor; üstelik de yün son derece gergin, hatta arada bir çekiştirmek bile gerekiyor. Dönüp baktığımda ne göreyim, yün Kentoş'un burnuna sarılmamış mı! Böylece kendisini hemen oracıkta bu evin örgü asistanı ilan ettim ve bu anı da fotoğraflayarak belgeledim.

Kar dindi, ama evcimen haller beni idaresi altına aldı bir kere; evde mahlep kokusu özlediğim için, hani olur ya belki misafir de gelir diyerek aşağıda tarifini vereceğim keki pişirdim.

3 yumurta
1 bardak toz şeker (benim ölçeğim 4 parmak yüksekliğinde ve 4 parmak genişliğinde bir bardaktır)
125 gr. eritilmiş margarin
2/3 bardak yoğurt
1/2 paket kekun ( veya 225 gr un + 1 paket kabartma tozu)
1 tepeleme tatlı kaşığı mahlep
2 avuç dolusu kuru üzüm

Bu malzemeleri yumurta+şeker+yağ+yoğurt sırasıyla çırpıp, içine katacağınız kekun (veya un+ kabartma tozu) , üzüm ve mahlep ile de iyice hallettikten sonra, yağladığınız kalıba döküp 25 dakika pişireceksiniz.

Ortaya paskalya çöreği tadında çok hafif bir kek çıkacak; kahvenizi de yapıp, ev halkı veya oyuncak ayınızla tatlı tatlı sohbet ederek afiyetle yiyeceksiniz.

Kar şimdilik durdu, ama keşke yolları kapatacak kadar yağsa...

hk, 28.I.2007

25.1.07

Bir Büyükada tarifi: Mahlepli çörek

Büyükada Yemekleri (Dedemin Sofrası), Selin Kutucular'ın kaleme aldığı ve kişisel notlar, öykülerle okuyucusunu Büyükada'daki çocukluk günlerine götürüverdiği, hatta dedesinin evinde konuk ettiği bir kitap. Önceki yaz Heybeliada'da ve geçen yaz Büyükada'da geçirdiğim kısacık tatillerin ardından kitaplığımda "Adalar" ile ilgili küçük bir seçki oluşmaya başladı. Dün de bu kitaptaki reçetelerden birini denedim ilk kez.
Mahlepli çörek tarifini sizlerle de paylaşacağım, çünkü hem yapımı pek kolay, hem de yanında küçük peynir dilimleri ve çayla harika bir ikram. Ben verilen ölçüleri 1/2 oranında uyguladım ve 26 adet çöreğim oldu.

Oda sıcaklığında 250 gr margarin
4 çorba kaşığı sıvı yağ
4 çorba kaşığı dolu dolu yoğurt
2 tatlı kaşığı toz mahlep
2 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
4 bardak un
2 yumurta sarısı
susam ve/veya çörek otu

Yumurta haricindeki tüm malzemeyi yoğurun; hamurdan koparacağınız ceviz büyüklüğündeki parçaları avucunuzda dolgun birer çubuk haline getirip, uçlarını birleştirin. Üzerine yumurta sarısı ve bol susam / çörek otu serpiştirin. 175 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 20 dakika süreyle pişirin.

Mahlepli çörekleri yedikten sonra "Büyükada"da bir fayton turu yapmayı da ihmal etmeyin ;o)

hk, 25.Ocak.2007

21.1.07

Ispanaklı pizza


Ispanaklı pizza



2 çay bardağı yoğurt, 1.5 çay bardağı sıvı yağ, 4 çay bardağı un, 1 paket kabartma tozu ile bir hamur hazırlıyoruz. Ve sıvı yağ ile yağladığımız yuvarlak veya dikdörtgen fırın tepsisinin içinde 0.5 cm kalınlığında elimizle bastırarak genişletiyoruz. Kenarlarını pizzada olduğu gibi biraz yükseltmekte yarar var.

1/2 kg. ıspanağı yıkayıp haşladıktan sonra, suyunu iyice sıkıp ince ince kıyıyoruz ve 250 gr. beyaz peynir veya lor peyniri ile karıştırıyoruz. Sonra da tepsiye yerleştirerek açtığımız hamurun üzerine yayıyoruz. Ve nihayet, 2 yumurta ile 1.5 çay bardağı sütü birlikte çırpıp, ıspanakların üstüne döküyoruz ve en üstüne de kaşar peynir rendesi ve kırmızı pul biber serpip, fırına veriyoruz. Börek pişirir gibi ve 30 dak. süreyle fırınlıyoruz.

Taze demlenmiş çay veya buz gibi bira ile şahane bir ıspanaklı pizza tarifi size.

Bu defa tarifi verilen yemeğin fotoğrafı yoksa da lezzetinden şüphe etmeyiniz efendim :o)))

15.1.07

akşam misafirlikleri ve elmalı kek...

Akşam yemeğinden sonra yapılan ev misafirliklerini anımsar mısınız? Televizyonun kapatıldığı, Türk kahvelerinin pişirildiği, çay için limonların dilimlendiği ( en çok gümüş limon çatalını severdim), pasta tabakları ve çay bardaklarının önceden hazırlandığı, peçetelerin üçgen biçiminde katlandığı, sözcüklerin havada kahkahalara karışıp uçuştuğu akşam misafirliklerini...
Yemekten sonra gelindiği (gidildiği) için meyva ya da hafif bir pasta ( kek) ikramı yapılır, ikinci çaydan sonraki bardaklara limon dilimleri atılırdı.

Ben de Cumartesi gecesi misafirliğe geleceğini söyleyen bir sevgili arkadaşım için çocukluğumdan kalma bu "eski moda" hazırlıkları yaptım ve "elmalı kek" pişirdim.

250 gr. un
125 gr. margarin
2 yumurta
150 gr. şeker
1 paket kabartma tozu
bir kahve fincanı portakal suyu
bir portakal kabuğu rendesini karıştırma kabının içinde iyice çırptıktan sonra, ince dilimler halinde doğranmış iki elmayı da bu karışıma ekledim. Yağlanmış fırın kabına boşalttığım kek hamurunun üstüne de, 1 kahve fincanı toz şeker ve iki çay kaşığı tarçın karışımını serptim. Isı ayarı 5 olan fırında 30-35 dakikada pişti kekim ( bambu çubukla kontrol etmeden çıkarmam zaten keklerimi fırından, ne olur ne olmaz!)

Evin içi misler gibi tarçın ve elma koktu! Elmalı keki en çok da bu yüzden seviyorum, hem hafif ve lezzetli, hem de misafirleri baş döndürücü / evcimen / tatlı bir kokuyla karşılama olanağı veriyor ev sahibine.

Çay bardaklarının tabaklarını Paşabahçe'den almıştım. Kenarlarında yeşil üçgen ve kırmızı nokta biçiminde cam hamurundan yapılmış stilize Noel çamları var. Çayı "Ecevit usulü" demledim. Limonu dilimledim. Televizyonu kapadım, Sade'nin eski şarkılarını dinleyerek yün örmeye başladım.

Ve beklediğim misafir gelmedi.

Özlenseler de sürdürülmeyen kimi alışkanlıkların yaşandıkları zamanda kaldıklarını kabul etmek mi gerek yoksa?

hk, 15.I.2007

7.1.07

Peynirli poğaçalar...


Pazar günü biterken "şimdi peynirli poğaça tarifi vermek de nereden geldi aklına?, diyebilirsiniz.. Benim Cumartesi kahvaltısı için hazırladığım, sıcakken yemesi daha da şahane olan bu poğaçaların, hafta boyunca "kahvaltı hazırlamaya ve etmeye zaman bulamayan" dostlar için can kurtaran olacağına inandığım için veriyorum efendim...
Malzeme listesi çok uzun değil:
75 gr eritilmiş margarin, üzeri sıvı yağla bir bardağa tamamlanacak
2 yumurta ( 1 yumurta hamur içine karıştırmak, diğeri sarısını poğaçaların üstüne sürmek için)
4 çorba kaşığı yoğurt
3 1/2 bardak un
1 paket kabartma tozu
1 tutam tuz
Çörek otu
İçini hazırlamak için:
Beyaz peynir veya lor peyniri / bolca maydanoz veya dereotu
Yapılışı:
Uzun uzun anlatmaya ne gerek; yağ / yoğurt / 1 yumurta / kabartma tozu / tuz ve unu büyük bir kase içinde mıncık mıncık mıncıklayarak hamur haline getiriniz. Sonra da ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak avucunuzun içinde önce yuvarlayıp, sonra da incelterek daire halinde açınız. Daire çeklindeki her hamurun ortasında beyaz peynirli karışımdan bir tatlı kaşığı kadar koyup, dairenin kenarlarını üstüste gelecek biçimde kapatınız ve parmaklarınızla hamuru hafiçe birbirine bastırarak, tombalak bir poğaça elde ediniz. Fırın tepsisine yerleştirdiğiniz, fırın kağıdı üzerine yerleştirdiğiniz poğaçalarınızı (yaklaşık 22 poğaça elde edeceksiniz) yumurta sarısı ile kaplayıp, birer tutam da çörek otu ile süsledikten sonra, önceden ısıtılmış fırınızda bir güzel pişiriniz ( elektrikli fırında sıcaklık ayarını 5'e getirdim). 20 dakikada hazırlardır efendim.
Eğer soğuduktan sonra bir saklama kabına yerleştirirseniz, bir hafta boyunca tazecik kalıyorlar ve afiyetle yeniyorlar..
Pek kolay ve her seferinde aynı sonucu veren çok başarılı bir reçete olup, eşine, çocuklarına, sevgilisine ve daha da eğlencelisi (bu özellikle yalnız yaşayanlar için) kendisini sevindirmek isteyen beyler için çok kolay ve leziz bir tariftir.
afiyet şeker olsun :o))
hk, 7.I.2007

17.10.06

H usulü uydurmasyon sebze çorbası



Dostlarım arasında benim gibi "tek kişilik sofra" kuranlar az değil, hele bir de iş dönüşlerinde (kış akşamları) sıcak çorba sevmeyen yoktur, eminim. Bu yüzden, "H usulü uydurmasyon sebze çorbası tarifi"ni vermeye kararlıyım. Eğer benim gibi 5.22'de gözünüzü açıp, bir daha da uyuyamayanlardansanız, sabah evden çıkmadan pişirip, akşam çorbanızı hazır bulabilirsiniz. Ama akşam eve aç ve yorgun gelmişseniz, üstelik de benim kadar sabırlı ve kararlı değilseniz, bu çorbayı yaparken "ay nereden kalkıştım bu işe", diyebilirsiniz; zira önce sebzeleri ayıklayıp, doğrayacağız; sonra da büyük bir tencereye koyup pişireceğiz.
H usulü uydurmasyon sebze çorbası:
Bunlarsız olmaz:
1 adet pırasa (pür-hassa)

1 adet büyükçe patates

1 adet orta boy soğan

1 adet orta büyüklükte kereviz

2 adet orta büyüklükte havuç

1/2 tablet et suyu

1 çorba kaşığı z.yağlı luna


2 çorba kaşığı un

3 çorba kaşığı yoğurt

1 yumurta
Nasıl yapacağız bu çorbayı, neyi neye katacağız?
Bütün sebzeleri bir güzel ayıklayıp, havuç ve pırasaları halka halka ( 0.5 cm kalınlığında); patates, soğan, kerevizleri küp küp (1 cm3) doğrayacağız. Hepsini büyük bir tencerenin içine doldurduktan sonra, 1 çorba kaşığı z.yağlı luna (sıvı yağ da kullanabilirsiniz elbette, ama 2 kaşık), 1/2 tablet et suyu ve 5 bardak su ve biraz da tuz ekleyip pişirmeye başlayacağız.

Çorbamızın sebzeleri pişerken :

  1. kitap okumak isterseniz: Enis Batur, Gönderen (Sel Yayınları); Ferit Edgü, Tüm Ders Notları (YKY); Benlik, Oruç Aruoba (Metis Yayınları); Ayfer Tunç, Taş-Kağıt-Makas (YKY)

  2. Internette küçük bir gezi yapmak isterseniz: http://www.sanalmuze.org/koleksiyon/

  3. Arkadaşlarınıza küçük e-kart sürprizleri yapmak isterseniz: www.hallmark.com

30-40 dakika sebzelerin pişmesi için yeterli olacak; biz de 3 çorba kaşığı yoğurt, 2 çorba kaşığı un, 1 yumurtayı tel çırpıcı ile iyice karıştırdıktan sonra ve bu karışımı pişirdiğimiz sebzelere yavaş yavaş ekleyip, sebzelerle iyice hemhal olmasını sağlayacağız. Tencerenin kapağını kapatıp, ateşi kısarak 5 dakika daha pişirdikten sonra, çorbamız hazır!

Eğer çorbanın çok koyu olduğunu düşünürseniz (ki, ben kıvamlı çorbaları seviyorum) dilediğiniz kıvama gelene dek sıcak su katarak, karıştırmanız yeterli olacaktır.

Biraz da karabiber serpince "H usulü uydurmasyon sebze çorbanız"ı kaşıklayabilirsiniz artık.

hk, 17.10.2006

baharın işaretleri

Kimsesiz fotograflar albümü