Bu sabah haber vermeden şaşırtmak istedim sizi,
arkadaşlarınızla toplanır mısınız bu cümleleri okumak
ve siyah boşluğa adeta ışıkla çizilmiş bu teleğimsi
lekeleri seyretmek için, bilemem...
hem
bazen birilerinin, bir yerlerden çıkıp gelmesi
kapımızı açıp, "sana bir demet kasımpatı getirdim"
demesi ne kadar güzel olur, değil mi?
"yalnız yaşama sanatı"nı okumaya başladım bu sabaha karşı,
ne kadar da tanıdık haller var içinde, şaşırmadım ama,
bir zanaatte ustalaşmış birinin, bu zanaatin felsefesini anlatan
bir kitap okuması, sadece "isimlendiremediği" ama alışkanlık edindiği
halleri çözümlemesini sağlayabilir: yeni bir şey öğrenmez aslında.
adını koyar o eski ve bildik halin, o kadar.
bu yazı bir başka biçimde de algılanabilir aslında, mesela:
"okuyucuya verilmiş bir demet kasımpatı" yerine geçebilir bu mevsimde.
(hani merak da etmiyor değilim yazılarımı okuyanların niceliğini,
ama bu merakımı giderebilecek bir "sayaç" da gizleyemiyorum
size getirdiğim kasımpatı dalları arasına..)
yalnız yaşama sanatı'ndan alıntılar yapacağım sonra,
ve kendi yalnızlığımla örtüşen halleri anlatıp,
gülümseteceğim sizi: siz şimdilik kasımpatıları koklaya durun
ve elbette "selam söylediğimi" iletin arkadaşlarınıza!
Günaydın Demet'ciğim...
hk, 20.11.2008






